Trampa (Takas) Nedir

TRAMPA-TAKAS


Trampa taşınır veya taşınmaz malın başka bir malla takas edilme işlemine denmektedir.
Taraflar kendi aralarında trampa sözleşmesi yapması gereklidir. 
Trampa yapılacak malların illaki aynı değerde olması gerekli değildir.
Mal değerleri eşit olmadığı durumlarda tarafların anlaşmasına bağlı olarak üzerine başka bir mal veya nakit verilebilir, tapu sicilden ipotek koydurarak değer farkının ödemesi sonradan yapılabilir.

Trampa sözleşmesi noter huzurunda da yapılabilir.


trampa nedir




Tapu sicil müdürlüklerinin trampa yapılırken, değer belirleme yada  değer eşitleme gibi bir yetkisi yoktur.Farklı il ve ilçelerdeki taşınmaz mallarında trampa yapılması mümkündür.
Gayrimenkullerden herhangi birinin bulunduğu il ve ilçeden tapu işlemi yapılabilir.
Trampa yani takas  işlemine şu şekilde örnek verebiliriz.
Sizin tarlanızın yanında bulunan tarlayı almak istiyorsunuz fakat nakitiniz yok satıcıya başka yerden bir tarla teklif edersiniz, oda kabul ederse değer belirleme yapılır.
Üste vererek veya sizin malınız daha değerli ise üste alarak trampa sözleşmesi yapıp tapu tescilden işlemi gerçekleştirebilirsiniz.

Tapu işlemi için istenen belgeler;
1. Tapu senetleri yada tapu bilgilerini gösterir belge.

2. Trampa yapacak maliklerin (Yetkili temsilcilerinin vekaletname asıllar), nüfus cüzdanı asılları veya pasaportları. Son 6 ay içinde çekilmiş vesikalık fotoğrafları.

3. İlgili ilçe belediyesinden alınmış beyan değerini gösterir belge.Vergi borcu varsa tahsil ediyorlar.

4. Daire ise Dask (Zorunlu Deprem Sigortası) Poliçe fotokopisi.

2080 Yılına mektup

Merhaba  Bilgi Kırıntıları Okuyucuları,


2080 Yılına Mektup


Öncellikle böyle bir "2080 yılına mektup" yok ama yazmış olsaydım aşağıda yazdıklarım olurdu muhtemelen, iyi okumalar.

Zihnimde yazılmamış cümleler yazımı okuyabilirsiniz.

2080 yılına kadar yaşarsam 90'lı yaşlarda olacağım yaşamazsam, zaten malum toprak olacağım.
O yıllarda muhtemelen şimdi ki gibi petrol savaşları doğalgaz savaşları olmaz diye düşünüyorum.
Belki ufak tefek olur ama bir hava bir su savaşları gibi olacağını düşünmüyorum. Günümüzde belki de, başladı bu bakir yerleri ele geçirme savaşları ama belki biz farkında bile değiliz.
Bir çok ülke dikkat edin aynı zaman da su kaynaklarını da ele geçirmeye çalışıyor.
Küresel ısınma bu şekilde devam ederse, çevre kirliliği için önlem alınmazsa 2080 de ne yaşanacağını, tahmin etmek çokta zor değildir.



Geleceğe mektup



Hatta şöyle söyleyeyim belkide bu bahsettiklerim o tarihlerden çok önce yaşanacak.
İnsanların bir lokma yiyecek için birbirini öldürdüğü, hatta belkide çocuğu yaşasın diye kendini ölüme terk ettiği temiz hava soluya bilmek için göç ettiği temiz su bulabilmek çok çabalar sarf ettiği bir dünya olacak.
Hep yeni meslekler çıkacak diyoruz belkide en iyi meslek deniz suyunu içme suyuna çevirenler için olur bilemeyiz.

O yüzden çocuklarımıza dünyayı çevremizi korumayı geleceği düşünmeleri kaynaklarını  tasarruflu kullanmayı öğretmeliyiz.

Ayrıca onlara da 2080 yılına mektup yazdırabilirsiniz.


Tabi bunun tersi de olabilir, teknoloji çok gelişir insanlar daha doğmadan DNA üzreinde oynanarak doğduğunda sağlıklı hastalıklarından arınmış olabilir.
Yaşam süreleri uzayabilir, yapay su kaynakları üretim tesisleri kurulabilir.
Nano robotlar insan vücudunda dolaşarak hastalıklı hücreleri iyileştirebilir.
Bunun nasıl olduğunu bilmek isterseniz. Nano robotlar yazımdan bakabilirsiniz.
Uçan arabalar, çok akıllı evler her alanda çalışan robotlar belkide uzayda yaşam hepsi gerçekleşebilir

Umarım 2080 yılına mektup yazımız, 2080 ne kadar var olur ve okurlar.
Bugün yaptığımız bu etkinlik bir çok terde TÜRKİYE, ABD, İNGİLTERE, FARANSA gibi bir çok ülkede özellikle üniversite öğrencileri arasında yapılmaktadır.
Umarım dünya 2080 yılında çok güzel savaşsız, kansız, insanların mutlu olduğu bir yer olur.

Tamamen kendi cümlelerimiz ve tahminlerimizdir.



Şufa (Ön Alım) Hakkı Nedir

Şufa hakkı 


Genelde tapu sicil kayıtların da kullanılan bir terimdir. Bir Paylı yani (hisseli) taşınmaz malın satışa çıkması halinde onu diğer alıcılara nazaran öncelikle satın alabilme hakkıdır. Yani ilk olarak hissedarlar alma hakkına sahiptir.

İki çeşit Şufa hakkı vardır,


1.Kanuni Şufa


Hissedarlık esasına göre tescilli taşınmaz mallarda hissedarların birbirlerine karşı şufa hakkı vardır.
Şufa hakkında hissenin çok veya az oluşunun önemi yoktur.Satış yapılmaya karar verildiğinde diğer paydaşlara  noter aracılığı ile haber verilmesi gerekmektedir.



Şufa hakkı




Vefa Hakkı-Geri Alım Hakkı Nedir  Buradan okuyabilirsiniz





2. Sözleşmeden Doğan Şufa 


Bir taşınmaz malın maliki veya hissedarları tarafından o taşınmaz mal üzerinde mülkiyet payı bulunmayan üçüncü bir kişiyle sözleşme kanalıyla şufa hakkı tanımasıdır.

Bir örnekle açıklayalım, kiracının dükkana yaptığı restorasyon ,boya,kartonpiyer v.s masraflarına karşılık dükkanı satarken karşılıklı anlaşarak kendisine öncelik tanınması ve bunu tapuya kayıt ettirerek sözleşmeden doğan şufa hakkına sahip olmuş olmasıdır.



Şufa hakkı süresi

Yasalar, taşınmazın satışının noter aracılığı ile hisse sahiplerine bildirildikten sonra şufa hakkının kullanılabilmesi için 3 aylık süre tanımıştır. Satışın noter aracılığı ile bildirilmemesi durumunda süre 2  yıla çıkmaktadır.

Vefa Hakkı-Geri Alım Hakkı Nedir

Merhaba Bilgi Kırıntıları Okuyucuları,


VEFA HAKKI


 Gayrimenkulü satan kişinin, sattığı taşınmaz malı müşteriden yani alan kişiden geri alma hakkını saklı tutmasıdır.
Azami 10 yıllık bir sözleşme yapılabilir.Bu sözleşme muhakkak noterde yapılmalı ve tapuya şerh verilmelidir.Yani tapu müdürlüğüne satılan gayrimenkulün tapusuna vefa hakkı olduğunu bildirip işletmesi gerekmektedir.

Vefa hakkı yeni maliğin (gayrimenkulü alan kişi) taşınmaz mal üzerindeki haklarına ve tasarruf yetkilerini kullanmasına engel değildir.



Vefa Hakkı-Geri Alım Hakkı Nedir
Ecrimisil nedir ve ecrimisil bedeli nasıl belirlenir okuyabilirsiniz.

Vefa hakkı başvurusunda hangi belgeler gereklidir? 


  • Noter onaylı dilekçe
  • Başvuranların ya da temsilcilerin nüfus cüzdanları ya da pasaportları
  • Taşınmaz niteliği bina ise deprem sigortası 


Geri Alım Hakkı



Vefa hakkı başvuru için alınan ücretler


  • Binde 7,5 oranında damga vergisi
  • Satış anında resmi senet düzenleniyorsa işlemler için alınan harç
  • Resmi senet noterde düzenlenmiş ise binde 5,94 oranında tapu harcı
  • Vefa hakkı 10 yıl süresi dolduğunda maktu terkin harcı 

Ayasofya Müzesi Tarihi ve Ayasofya Camii

Ayasofya Müzesi Tarihi
Merhaba Bilgi Kırıntıları okuyucuları,

Ayasofya Tarihçesi

Dünya mimarlık tarihinin günümüze kadar ayakta kalmış en önemli anıtları arasında yer alan Ayasofya; mimarisi, ihtişamı, büyüklüğü ve işlevselliği yönünden sanat dünyası açısından önemli bir yer teşkil etmektedir.

Ayasofya Doğu Roma İmparatorluğu’nun İstanbul’da yapmış olduğu en büyük kilise olup aynı yerde üç kez inşa edilmiştir. İlk yapıldığında Megale Ekklesia (Büyük Kilise) olarak adlandırılmış, 5. yüzyıldan itibaren ise Ayasofya (Kutsal Bilgelik) olarak tanımlanmıştır. Ayasofya Doğu Roma İmparatorluğu boyunca hükümdarların taç giydiği, başkentin en büyük kilisesi olarak katedral işlevi görmüştür.

Birinci kilise, İmparator Konstantios (337-361) tarafından 360 yılında yapılmıştır. Üstü ahşap çatı ile örtülü, uzunluğuna gelişen (bazilikal) planlı birinci yapı, İmparator Arkadios’un (395–408) karısı İmparatoriçe Eudoksia ile İstanbul Patriği İoannes Chrysostomos arasında çıkan anlaşmazlıklar nedeniyle, patriğin sürgüne gönderilmesi üzerine 404 yılında çıkan halk ayaklanması sonucunda yakılıp yıkılmıştır. (Bugün patriğin mozaik tasviri, Ayasofya’nın kuzey tymphanon duvarında görülebilmektedir.)
Günümüzde ilk kiliseye ait herhangi bir kalıntı bulunmamakla birlikte, müze deposunda bulunan Megale Ekklesia damgalı tuğlaların bu yapıya ait olduğu düşünülmektedir.

İkinci Kilise, İmparator II. Theodosios (408-450) tarafından 415 yılında yeniden inşa ettirilmiştir. Bu yapının, beş nefli, ahşap çatı ile örtülü ve anıtsal bir girişe sahip bazilikal planda olduğu bilinmektedir.

Kilise, İmparator Justinianos’un (527–565) 5. saltanat yılında, aristokrat kesimi temsil eden maviler ile esnaf ve tüccar kesimi temsil eden yeşillerin İmparatorluğa karşı birleşmesi sonucunda çıkan ve tarihte “Nika İsyanı” olarak geçen, büyük halk ayaklanması sırasında 13 Ocak 532 yılında yıkılmıştır.

1935 yılında İstanbul Alman Arkeoloji Enstitüsü’nün A. M. Scheinder başkanlığında yapılan kazılarda, bugünkü zeminin yaklaşık 2.00 m altında görülebilen II. yapının Propylon’una (anıtsal giriş kapısı) ait basamaklar, sütun kaideleri ve On İki Havari’yi temsil eden kuzu kabartmaları ile süslü friz parçaları bulunmuştur. Ayrıca anıtsal girişe ait diğer mimari parçalar ise batı kısımdaki bahçede görülebilmektedir.

Günümüz Ayasofya’sı İmparator Justinianos (527-565) tarafından dönemin iki önemli mimarı olan Miletos’lu (Milet) İsidoros ile Tralles’li (Aydın) Anthemios’a yaptırılmıştır. Tarihçi Prokopios’un aktardığına göre, 23 Şubat 532 yılında başlayan inşa, 5 yıl gibi kısa bir sürede tamamlanmış ve kilise 27 Aralık 537 yılında törenle ibadete açılmıştır. Kaynaklarda, Ayasofya’nın açılış günü İmparator Justinianos’un, mabedin içine girip, “Tanrım bana böyle bir ibadet yeri yapabilme fırsatı sağladığın için şükürler olsun” dedikten sonra, Kudüs’teki Hz. Süleyman Mabedi’ni kastederek “Ey Süleyman seni geçtim” diye bağırdığı geçer.

Üçüncü Ayasofya’nın mimarisindeki yenilik geleneksel bazilikal plan ile merkezi kubbeli planın bir araya getirilmesidir. Yapının üç nefi, bir apsisi, iç ve dış olmak üzere iki narteksi vardır. Apsisten dış nartekse kadar uzunluk 100 m. genişlik 69.50 m.dir. Kubbenin zeminden yüksekliği 55.60 m, çapı ise kuzey güney doğrultusunda 31,87 m, doğu batı doğrultusunda ise 30.86 m.dir.
İmparator Justinianos Ayasofya’nın daha görkemli ve gösterişli olması için, maiyetindeki tüm eyaletlere haber göndererek, en güzel mimari parçaların Ayasofya’da kullanılması için toplatılmasını emretmiştir. Bu yapıda kullanılan sütun ve mermerler; Aspendos, Ephesos, Baalbek, Tarsus gibi Anadolu ve Suriye’deki antik şehir kalıntılarından getirilmiştir. Yapıdaki beyaz mermerler Marmara Adası’ndan, yeşil somakiler Eğriboz Adası’ndan, pembe mermerler Afyon’dan ve sarı mermerler Kuzey Afrika’dan getirilerek Ayasofya’da kullanılmıştır. Yapının iç kısmında yer alan duvar kaplamalarında; tek blok halinde mermerlerin ikiye bölünerek yan yana getirilmesi ile simetrik şekiller ortaya çıkarılmış ve damarlı renkli mermerlerin iç mekânda kullanılmasıyla dekoratif bir zenginlik oluşturulmuştur. Ayrıca, yapıda Efes Artemis Tapınağı’ndan getirilen sütunların neflerde, Mısır’dan getirilen 8 adet porfir sütununun ise yarım kubbeler altında kullanıldığı bilinmektedir. Yapıda 40 tanesi alt galeride, 64 tanesi ise üst galeride olmak üzere toplam 104 adet sütun bulunmaktadır.


Ayasofya Müzesi


Ayasofya’nın mermer kaplı duvarları dışındaki tüm yüzeyler birbirinden güzel mozaiklerle süslenmiştir. Mozaiklerin yapımında altın, gümüş, cam, pişmiş toprak ve renkli taşlardan oluşan malzemeler kullanılmıştır. Yapıdaki bitkisel ve geometrik mozaikler 6. yüzyıla, tasvirli mozaikler ise ikonaklazma (Tasvir Kırıcılık Dönemi 730- 842) sonrasına tarihlenir.

Ayasofya Doğu Roma Döneminde İmparatorluk Kilisesi olması nedeniyle İmparatorların taç giyme merasimlerinin yapıldığı mekândı. Bu sebeple Ayasofya’da ana mekanın (naos) sağında bulunan, renkli taşlardan yuvarlak ve geçmeli desenli yer döşemesi (omphalion), Doğu Roma İmparatorlarının taç giydiği bölümdür.
IV. Haçlı Seferi sırasında İstanbul Latinler tarafından 1204- 1261 yılları arasında işgal edilmiş, bu dönemde gerek kent, gerekse Ayasofya yağmalanmıştır. 1261 yılında Doğu Roma kenti tekrar ele geçirdiğinde, Ayasofya’nın oldukça harap durumda olduğu bilinmektedir.


Ayasofya, Fatih Sultan Mehmed’in (1451-1481) 1453’te İstanbul’u fethetmesiyle camiye çevrilmiştir. Fetihten hemen sonra yapı güçlendirilerek en iyi şekilde korunmuş ve Osmanlı Dönemi ilaveleri ile birlikte cami olarak varlığını sürdürmüştür. Yapıldığı tarihten itibaren çeşitli depremlerden zarar gören yapıya, hem Doğu Roma, hem de Osmanlı Döneminde destek amacıyla payandalar yapılmıştır. Mimar Sinan tarafından yapılan minareler ise aynı zamanda yapıda destekleyici payanda işlevi görmektedir.

Ayasofya

Ayasofya’nın kuzeyine, Fatih Sultan Mehmed Dönemi’nde bir medrese yaptırılmış, her dönemde bakım ve onarım çalışmalarından geçmiş, en kapsamlı tamir çalışması Sultan Abdülmecid Dönemi'nde (1839-1861) Fossati tarafından  yapılmıştır. Sultan Abdülaziz Döneminde Ayasofya çevresinin yeniden düzenlenme çalışmaları sırasında medrese 1869- 1870 yılları arasında yıktırılmış ve1873- 1874 yılları arasında ise yeniden  yaptırılmıştır. 1936 yılında yıkılmış olan Medresenin kalıntıları 1982 yılında yapılan kazılar sonucu ortaya çıkarılmıştır.

Osmanlı Dönemi’nde, 16. ve 17. yüzyıllarda, Ayasofya’nın içine mihraplar, minber, müezzin mahfilleri, vaaz kürsüsü ve maksureler eklenmiştir.

Mihrabın iki yanında bulunan bronz kandiller, Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566) tarafından Budin Seferi (1526) dönüşünde camiye hediye edilmiştir.


Ana mekâna girişin sağ ve sol köşelerinde bulunan Helenistik Döneme (MÖ. 4.-3. yy) ait iki mermer küp ise, Bergama’dan getirilerek, Sultan III. Murad (1574-1595) tarafından Ayasofya’ya hediye edilmiştir.

Ayasofya’da, Sultan Abdülmecid Dönemi’nde 1847-1849 yılları arasında, İsviçreli Fossati Kardeşlere kapsamlı bir onarım yaptırılmıştır. Bu onarım çalışmaları sırasında, daha önce mihrabın kuzeyindeki niş içinde bulunan Hünkâr Mahfili kaldırılmış, yerine mihrabın solunda, sütunlar üzerinde yükselen, etrafı ahşap yaldızlı korkuluklarla çevrili Hünkâr Mahfili yapılmıştır.

Aynı dönemde Hattat Kadıasker Mustafa İzzet Efendi tarafından yazılan 7.5 m. çapındaki 8 adet hat levhası ana mekânın duvarlarına yerleştirilmiştir. “Allah, Hz. Muhammed, Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin” yazılı bu levhalar İslam âleminin en büyük hat levhaları olarak bilinmektedir. Aynı hattat kubbenin ortasına ise Nur Suresi’nin 35. ayetini yazmıştır.
Ayasofya Mustafa Kemal Atatürk’ün emri ve Bakanlar Kurulu kararı ile müzeye çevrilmiş ve 1 Şubat 1935’de müze olarak, yerli ve yabancı ziyaretçilere açılmıştır. 1936 tarihli tapu senedine göre, Ayasofya “57 pafta, 57 ada, 7. parselde Fatih Sultan Mehmed Vakfı adına Türbe, Akaret, Muvakkithane ve Medreseden oluşan Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi” adına tapuludur.
Kaynakça :https://ayasofyamuzesi.gov.tr

Sevgililer Günü 14 Şubat Nasıl Ortaya Çıktı

Merhaba Bilgi Kırıntıları Okuyucuları,


Sevgililer Günü


Sevgililer günü aşkların daha çok yaşandığı hatta  yalnız geçirmeyeyim. Diyen insanların 14 şubattan önce sevgili bulamaya karar verdiği hediye telaşına düştüğü unutursa yandığı günlerden.
Tabi esnafın ve bu işi pazara dökenler içinse gerçekten çok sevindiği bir gün :)



14 şubat sevgiler günü



Eski Roma'da 14 Şubat günü bütün Roma halkı için önemli bir gündü. 

Çünkü bu günde Roma tanrı ve tanrıçalarının kraliçesi olan Juno'ya duyulan saygıdan ötürü tatil yapılırdı. Juno ayrıca Roma halkı tarafından kadınlık ve evlilik tanrıçası olarak da biliniyordu. Bu günü takip eden 15 Şubat gününde ise Lupercalia bayramı başlıyordu. Bu bayram halkın genç nüfusu için büyük önem taşıyordu. Bunun nedeni ise yaşantıları kesin kurallar ile sınırlandırılmış, bunun doğal sonucu olarak bir birliktelik yaşama şansı olmayan bu gençler sadece bu bayram süresince bile olsa birbirlerinin partneri oluyorlardı. Hangi genç bayanın hangi genç erkek ile bir çift oluşturacağı eski bir gelenek olan ve Lupercalia Bayramı'nın arife günü yapılan bir çekiliş ile belli oluyordu. Romalı genç kızlar isimlerini küçük kağıt parçalarının üzerine yazıp bir kavanoza koyuyorlardı. Genç Romalı erkkeler ise kavanozdan bu kağıtları çekerek üzerinde hangi kızın ismi yazıyorsa o kızla bayram eğlenceleri boyunca beraber oluyorlardı. 


14 şubat sevgiler günü



14 Şubat Sevgililer Günü


Bu birliktelikler birbirine aşık olan çiftler için bayram süresinin dışına taşıp genellikle evlilikle sonlanıyordu. İmparator 2. Claudius, Roma'yı kendi katı kuralları ile zalimce yöneten bir hükümdardı. Onun için en büyük problem ordusunda savaşacak asker bulamamaktı. Ona göre bu durumun tek sebebi Romalı erkeklerin aşklarını ve ailelerini bırakmak istememeleriydi. İşte bu yüzden Roma'daki tüm nişan ve evlilikleri kaldırdı. Aziz Valentine de Claudius'un hükümdarlığı zamanında Roma'da yaşayan bir papazdı. Kendisi gibi papaz olan Aziz Marius ile birlikte Claudius'un yasağına rağmen gizlice çiftleri evlendirmeye devam etti. Ancak imparator bu durumu bir süre sonra öğrendi.


14 şubat sevgiler günü


14 şubat sevgiler günü Aziz Valentine insanları evlendirmeye devam ettiği için tutuklandı ve yaptıklarının cezası olarak sopa ile dövülerek öldürüldü. Milattan sonra 270 yılının 14 Şubatı Hristiyan şehitliğine gömüldü. Aynı zamanlarda Roma'daki putperestler, şubat ayı içinde kutlanan Lupercalia bayramı'nı kendi putperest tanrıları için kutluyorlardı. Bayram öncesi yapılan geleneksel çekilişi ise seromoniye bağlı kalarak kendileri için uygulamaya başladılar. Hristiyan Kilisesi'nin ilk kurulduğu yıllarda hizmet veren papazlar bu törenlerin, özellikle de evlenmemiş gençlerin putperestler ile birlikte anılmasından rahatsız oldukları için bir çözüm buldular. Bu gençlerin isimlerinin azizlerle birlikte anılmasını istedikleri için Lupercalia Bayramı'nın başladığı günü Aziz Valentine Günü olarak kutlamaya başladılar. O gün bugündür her yılın 14 Şubat'I Sevgililer Günü olarak kutlanmaya devam ediyor ve yeryüzünde kadın ve erkek beraber olduğu sürece de kutlanmaya devam edecek gibi.

Günümüzde, bazı toplumlarda sevgililerin birbirine hediyeler aldığı, kartlar gönderdiği özel bir gün olarak devam etmektedir. Tahminlere göre 14 Şubat günü, tüm dünyada 1 milyar civarında kart gönderilmektedir. Bunun yanı sıra hediye alımlarından kaynaklı piyasada satışlar artmaktadır.

Hangisini Tercih Edersin-Mim

Hangisini Tercih Edersin - Mim


Mim



Merhaba Bilgi Kırıntıları Okuyucuları,

Evet yine bir Mim ile karşınızdayım sağ olsun
arkadaşlarımız bizleri unutmayıp Yine mimimlemişler bizi  bu defa okumaya gel
bloğu mimlemiş ama neden 13 kişiyi mimlemiş hala çözemedim cevabını
bekliyorum :)Hadi bakalım Ufaktan başlayalım cevaplarımıza iyi okumalar.

Hangisini tercih edersin ? Uçabilme yeteneğinin
olmasını mı yoksa su altında da nefes alabilmeyi
mi ? Neden ?


Ben uçmayı tercih ederdim herhalde Çünkü gökyüzü,
yeryüzü ve tüm güzellikleri  yukarıdan bir görmek
isterdim istediğim anda İstediğim yere gitmek isterdim.


Hangisini tercih edersin ? Sonsuza dek etrafının kitaplarla çevrili
olmasını mı yoksa evcil hayvanlarla mı ?  Neden ?


Bu soruda çok muallakta kaldım. Ama düşündüm taşındım azıcık da kaşındım,
ben hayvanları tercih ederdim. Gerçi sorunun soruluş şeklide biraz
muallak O yüzden ben  canlıları seviyorum bir de yalnız olmak istemezdim
herhalde o yüzden bilmiyorum.


Hangisini tercih edersin ? Büyük ellere sahip olmayı mı yoksa
büyük ayaklar mı ? Neden ?


Büyük ayaklara sahip olmak isterdim. Ellerin çok büyük olmasından daha
iyidir hem de yere sağlam basardık herhalde :) Depüğü kodum mu oturturum .
Öle diyorlardı zanımca :)


Hangisini tercih edersin ? Geriye kalan hayatının tamamında
çay içmeyi mi yoksa kahve içmeyi mi ? Neden ?


Bir önceki mimimi okuyan arkadaşlar,  artık neyi tercih edeceğimi biliyordur.
Ama ben yine de söyleyeyim yalan dünyada Türk çayından başkası yalan :)


Hangisini tercih edersin ? Pilav üstü kurumu yoksa köfte patates mi ?
Neden


Vallahi müdür şu ana kadar çok pilav üstü kuru yedik. Madem böyle bir
tercihimiz var köfte patatese devam edelim biz :)


Hangisini tercih edersin ? Sınırsız döner mi?
yoksa sınırsız kokoreç mi ? Neden ?


Bu mimi başlatan  bonkör arkadaşa, çok teşekkür ediyorum İzninizle
kokoreç diyorum. Tabii bir de neden yazmamız lazım sınırsız
olunca döner belli bir saatten sonra sıkıntı yaratır.
Herhalde kokoreç daha az sıkıntılı o yüzden ben kokoreci tercih ediyorum ama
düzgün yapın ha :)



Hangisini tercih edersin ? Ölüm saatini bilmeyi mi yoksa nasıl öleceğini bilmeyi mi ? ( Ölüm tarihini ve şeklini değiştiremiyorsun) Neden ?


Aslında ikisini bilmek de insanı, bir hayli tedirgin eder ama madem
bir seçenek seçmemiz lazım. Ben ölüm tarihimi bilmek isterdim nedenine
gelince, ona göre yaşar ona göre yapmak istediklerimi planlardım
Sonuçta önümüzde belli bir tarih var.
Ama Elinde sonunda bir psikopat çıkabilir ortaya söyleyeyim size :)


Hangisini tercih edersin ? 500 yıl gelecekte yaşamayı mı yoksa
500 yıl geçmişte yaşamayı mı ? Neden ?


Ya Bu soruda da ben biraz sıkıntı yaşadım düşündüm de belki 500 sene sonra
dünya olmayadabilir. 500 sene sonraya gidip var olacağın bile kesin değil ama
geçmişi az çok biliyorum Ben geçmişe gitmek isterdim herhalde teşekkürler.


Hangisini tercih edersin ? Her yıl yenilenen tek seferlik uluslararası
bir uçak bileti mi  yoksa yurt içinde geçerli sınırsız uçak bileti mi ? Neden ?


Her yıl yenilenen, tek seferlik uluslararası bir uçak biletini isterdim.
Gidiş dönüş olmak şartı ile ona göre :) sebebe gelince yurt dışı bilet fiyatları
biraz pahalı biliyor musunuz? Yurt içini biz bir şekilde çözeriz. Arabayla falan idare
ederiz yani :)


Hangisini tercih edersin ? Daha çok dinlemeyi mi daha çok konuşmayı mı ?
Neden?


Ben daha çok dinlenmeyi tercih ederdim çünkü boş boş konuşmak çok hoşuma
gitmiyor.
Tabii ki bazen boş konuşmak gerekiyor ama yapacak bir şey yok şimdiye kadar
konuştuklarımıza sayalım ve dinlenelim.

Çok kişinin başını yakmayayım :)Mimlediğim bir tane o da aşağıda yazıyor.

SELEN YILDIRIM

KENDİ KENDİM İLE MİM İLK MİM YAZISI

Merhaba bilgi kırıntıları okuyucuları,

KENDİ KENDİM İLE MİM İLK MİM YAZISI



Evet ilk kez bloğumda  bir Mim etkinliği paylaşıyorum. bunun vermiş olduğu heyecanla, yanlışımız, kusurumuz olabilir şimdiden affola.
Sevgili Renkli blog sayfam Sağolsun bizi mimlemiş kendisinin blogunu çok uzun zamandır takip ediyorum ve her konuda desteğine başvuruyorum. Bunun içinde kendisine çok teşekkür ediyorum.


Hadi başlayalım başınızı çok şişirmeyeyim :)


KENDİ KENDİMLE MİM

BİLGİSAYARININ ÜSTÜNDEKİ MASAÜSTÜ GÖRÜNTÜN NE?




Tabiki de bana ait değil çünkü ben şuan ofisteyim ve çorba gibi bir sürü klasör dolu göz zevkinizi bozmamak adına bir tane koydum :)


GOOGLE’DA ARADIĞIN EN SON ŞEY NE?



Tabiki de en son aradığım ( Zihnimde hala yazılmamış cümleler var) çünkü böyle bir etkinlik yaptık google sıralamasında kaçıncı olacağız diye ara ara kontrol ediyorum.
Yazıyı da okuyun bu arada tavsiye ederim :)


MESAJLAŞTIĞIN VEYA KONUŞTUĞUN SON İNSAN KİM?


Yazıyı hazırlarken biraz mola verip kırtasiyeci arkadaşımı aradım burdan esnaf arkadaş 2 tane lahmacun siparişi verdim. Tabi oda bozuntuya vermedi adresi aldı birazdan gönderirim dedi kafa yaptığımı biliyor ya :)
Mesajlaştığım kişi whatsapp tan bir arkadaşla iş için yazıştık.

TİYATROYA EN SON NE ZAMAN GİTTİN?



Tahminim 1,5 sene filan oldu ama yine bu yakınlarda gitmeyi düşünüyorum.


SİNEMAYA EN SON NE ZAMAN GİTTİN?


Ralph ve internete gittik. Çocuk olunca izliyorsun yapacak bir şey yok geçen hafta çarşambaydı sanırım :)

HANGİ DİZİYİ HERKES İZLEMELİ?



Sen anlat karadeniz, Eşkiya dünyaya hükümdar olmaz ve pahitaht abdühamid izlenmeli demiyorum.Size kalmış ben izliyorum.


EN SON NE TÜR MÜZİK DİNLEDİN?


Cengiz  özkan değme felek ti sanırım yani en son ben bunu hatırlıyorum radyo da çıkmıştı işe gelirken .


SENİ EN ÇOK NE ÇILDIRTIR?


Valla beni en çok iki yüzlü yalancı insanlar çıldırtır diyeyim şuan aklıma bu geldi.


NE ZAMAN UYANIRSIN?


Bunun cevabı çok belli olmuyor Emlak işi yapıyorum iş yeri de kendime ait o yüzden biraz rahat oluyor ama işimin durumuna göre 7:30 ile 8:30 arasında kalkıyorum.Ama ertesi gün tapu işlemi satış varsa daha erken olabiliyor.


İNTERNETTEKİ İLK ADIN NEYDİ?



Bu heralde nick oluyor ilk Space (uzay) nickiydi ve halen bir çok yerde kullanıyorum.Neydi be mircte takıldığımız günler bazıları bilir op sop founder filan hepsini de yaptım gerçi :)

FAVORİ EMOJİN NEDİR?


Artık eskisi kadar kullanmasam da genelde :) gülümseme işareti oluyor.


KEDİ Mİ KÖPEK Mİ?


Bu soruya köpek derim kedi seviyorum ama küçükken daha çok köpek beslediğim için heralde köpek diyorum.


KUZEY Mİ GÜNEY Mİ?


Tabiki de güney sıcağı seviyorum heralde insanlar sıcakta daha iyimser daha sıcak kanlı oluyor.


KAFANDA GENEL OLARAK NE OLUR?
Genel olarak iş oluyor yanında aile ilgili işler tabi arada blogta ne yazacağız diye de düşünmüyor değilim. Hayatın içindeki her şey işte .

KOMEDİ Mİ DRAM MI?


Hayatımız dram be kardeşim ne dramı onun tabi kide komedi gülmemiz de lazım arada değil mi :)

BU SORULARI CEVAPLAMADAN ÖNCE NE YAPIYORDUN?

Ooo soruları cevaplarken bile 2 müşteri geldi konuştum gittiler yemek yedim bankaya gittim geldim. Yani yazarken bile bir çok iş yaptım ayrıca telefon konuşmalarını saymıyorum yani başa dönüp en son kiminle konuştunuz sorusunu tekrar cevaplamak gerekiyor ama idare edin artıkın .

YIL İÇİNDEKİ EN FAVORİ GÜNÜN HANGİSİ?


En favori günüm hemşireler günü değil tabiki :) Hiç düşünmedim her günüm favori diyelim konu kapansın :)


BU SORULARI CEVAPLADIKTAN SONRA NE YAPACAKSIN?


Eğer yayınlayabilirsem son düzenlemeleri yapıp yazıyı yayınlayacağım oradan bir cafeye gidip çay içicem muhtemelen.

İSTANBUL İLE İLGİLİ EN SEVMEDİĞİN ŞEY?


İstanbul’un trafiği ömrümü yedi ömrümü belkide hayatımın 5 te biri trafikte geçti.

BİR KAFEYE GİRDİĞİNDE GENELLİKLE NE SİPARİŞ VERİRSİN?


Çay günde 20- 25 bardak ara sıra Türk kahvesi.


SON OLARAK BİR SIRRINI PAYLAŞ?


Babaanne anneannenin dedelerin veriği bütün paralar kumbaraya gitmiyor :)


Kendimizce cevaplar verdik umarım Renkli blog sayfam başta olmak üzere herkes zevkle okur saygılar.


Ya birileri mimlemekte istemiyorum ama illa mimle diyorlar o yüzden gazanız mübarek olsun :)





ÖNE ÇIKANLAR

Tapu Takas Sistemi